29 Aralık 2008 Pazartesi

karmaşık tost :))

öğleden sonra saat 2 gibi ardahan'dayım ve karnım açlıktan zil çalıyor ve plan şu: en kısa zaman da en ucuz nerde yemek bulabilirim yada yerim. ama olay bildiğiniz kadar kolay değil normal bir günde istanbul'da yada antalya'da girdiğiniz bir lokantada yemeklere bakarsınız ve beğenmeseniz yada pahalıysa dışarı çıkarsınız :)) ama burda bu kadar kolay değil içeri girip hadi pahalı dersen bir ihtimal dışarı çıkarsın ama beğenmedim veya sevdiğim yemek yok derseniz o zaman biraz zor çıkarsınız:)) baktım olacak gibi değil + şavşat otobüsü hemen yola çıkıyor yapacak pek fazla bişide yok otogar kantinine daldım. abi bana bir karmaşık tost... gerisini sormayın

28 Aralık 2008 Pazar

sabah uykuları


genelikle sabah uyanmak konusunda pek iyi sayılmam. uyanmamak için türlü bahanelerle kendimi kandırmaya çalışırım:)) iş olmasa akaşama kadar rahatlıkla uyuyabilirim.. fakat bu yolculuk boyunca sabah 5 lerde hep uyandım ve ne kadar istesemde bir türlü uykum gelmiyordu. saat 5 te uyanınca etraf aydınlık oluyor ve nerdeyse bütün insanlar uyanmış oluyordu. istanbul zamanı ile karşılaştırırsanız erken gibi gelebilir aslında bölge için bile erken bir saat. bu yazıyı nedenmi yazdım bugün pazar ve saat 16:39 ve yaklaşık 45 dakika önce uyandım:))

26 Aralık 2008 Cuma

tek başına..

yolculuğun büyük bir bölümünü tek başına yaptım. tek başına olmanın güzel yanı hep güzel olması:)) çok fazla bir sıkıntı yaşamamak, kolaylık sağlaması çok fazla fikir tartışması yaşamamak hangi yöne gitmek yada kalmak konusunda. genelikle tek yapılan yolculuklar insanda bir çeşit kendine dönme veya bir iç barış yada hesaplaşma gibi olur. yanlız geçirilen zaman dilimi insanda kendini sorgulama yada eleştirisel bir gözle kendini değerlendirmede denebilir:)) vavvv nasıl bir cümle kurdum normalde kendimi bu kadar iyi ifade edemem. hayatta kaçırdıklarını yada kaybetiklerini, farkedemediklerini... yaşadığın sayfayı temize çekme fikri getirir insanın aklına ki bunu biryerde uyguluyorsunda... çünkü yaşadığın ortam koşuşturmalar gündelik kaygılar bir perde gibi durur ve hiçbir zaman aralanmaz. sanırım bu yolculuk birçeşit perde aralamak gibi etrafına bakmayı öğreti ve işin kötü tarafı yada iyi tarafı:)) bundan sonra hep daha fazla aralamak isteği doguyor insanda yada bende. yazdıklarımdan da anlaşılacağı gibi yaklaşık gezinin üstünde 4 ay geçti ve etkisi hala devam ediyor, hemen yarın tekrar yola çıkıp gitme isteğim yok değil :))

yolun hep açık olsun...

yer: susuz göle yol ayrımı susuz'a 5 km mesafe otostop çekilmektedir. yaklaşık yarım saat olmuş geçen tek bir araç yok:)) sanırsın dünyanın en ısısız yeri bundan olsa gerek ısısız diyeceklermiş fakat susuz demeyi tercih etmişler. ısısız ismi pek kulağa hoş gelmiyor:)) ama suyu çoktu hata içinden nehir geçiyordu garip bir çelişkiydi neyse bu konuyu kapatıyorum. yarım saaten biraz geçe eşeğe binmiş bir amca tam ters tarafa doğru gitmektedir kars tarafına. amca tam önümde durdu ve konuşmaya başladı nerelisin faslı bittikten sonra kimlerdensin sorusunuda savuşturduktan sonra eğer gideceğim tarafa gitseymiş beni mutlaka alabileceğini söyledi:)) sanırım birşey söylenmez yada söyleyemez. sadece o yoldaki amca yolun hep açık olsun...

25 Aralık 2008 Perşembe

yol resimleri






unutkanlık


sanırım çok büyük bir aptalık yaptım gezi boyunca ne bir not tuttum nede başka bir şey sadece resim çektim ve resimlerin tarihleri yazmıyor. Bu sebepten gezi ile ilgili yazılar tarihsiz olacak şimdiden özür:))...

Tıpkı dün gibi..

kırık dökük bir şeylere basa basa yürüyorum
yolumun daha önce hiç geçmediği yerlerden
aşk filmlerinin unutulmaz yönetmenleri selam duruyor
sağım solum alışılmadık yüzlere kucak açmış
gözleri üzerimde, kulakları dudaklarımı kesiyor
bulduğum şehirler kayıp şimdi
terk ettiklerim beni çağırıyor
içimden bir çocuk kaçıyor
balonu ellerinden kayıp gitmiş
bulutlara dönüyor yüzüm
bir rüzgar sarıyor bedenimi
üşüyorum..

sonbahar döküyor yapraklarını
hüzün koleksiyoncuları topluyor her birini teker teker
çok değil, payıma düşeni istiyorum
eski bir defter yaprağına basıyorum
seneler geçmiş üstünden telafisi yok
anılar canlanıyor zihnimde
unuttuklarım hesap soruyor birer birer
"sen seçtin gitmeyi" diyor ışığın içinden bir ses
karşılık verecek gibi oluyorum
eğildiğim yerden kalkıyorum da
dökülmüyor dudaklarımdan kelimeler
o an dondurmak istiyorum zamanı
insanların arasında dolanmak, tanıdık yüzlere bir çarpı koymak
ve sevdiğimi söylemek her birini
bugün de sevdiğimi
tıpkı dün gibi..

karadeniz

Bu geziyi ne zaman planladım yada gitmeyi istedim gibi tam olarak hiçbir fikrim yok. sanki doğduğumdan beri hep aklımdaymış gibi neyse bu kadar dramatize etmeye gerek yok:)) sadece hatırlamıyorum. ama gitme planlarım öyle veya böyle bir şekilde ertelendi. ta ki geçtiğimiz yaz deli gibi bir anda yola çıkıp bütün doğu karadeniz bölgesini gezmeye başladım. doğubeyazıt'tan başlayan yolculuk Iğdır, Tuzluca, Digor, kars, Ardahan, Artvin, Borçka, Hopa, Ardeşen ve Çamlıhemşin... Gürcistan'a gitmek gibi bir planda vardı fakat rus arkadaşlar benden önce davranıp,Gürcistan'a girince:)) benim plan başka bahara ertelendi. (bkn rus gürcü savaşı)