24 Aralık 2009 Perşembe

geyikbayırı- ANTALYA




Kurban bayramı dolaysı ile yaklaşık 1 haftalık tatil zamanını son dakika değişikliği ile antalya geyikbayırında tırmanarak geçirdik. Arkadaşlarla güzel bir tırmanış ve bolca sohbet etmek imkanı bulduk. bu güzel zamandan bir kaç resim

22 Kasım 2009 Pazar

13 Kasım 2009 Cuma



Yolun hikayesi

"sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. yolculuğun gizi budur: kaybetmezsen yolunu bulamazsın aslında.

bir soru'n olmalı mutlaka. o soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. sarsılmamışsan, soru'nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.

düzenin bozulmalı. evden çıkmak budur aslında. yolculuk, bir düşmek ve kalkmak meselesidir. eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir...

sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu. yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. onlar, yolun cevaplarıdır. döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikayedir. cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. bu, sana böyle gelir. oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.

NOT:
Yazı türkiye komünist partisinin ilk kuruculalarından Hikmet KIVILCIMLI'nın ismini hatırlayamadığım ( aslında hiçbirini hatırlamıyorum ) bir kitab'nın giriş bölümünde olması gerekiyor.

12 Ekim 2009 Pazartesi

yollar'a düşme vakti gelsin


Gelsin bahar, gelsin yollar, yeni yüzler yepyeni düşler ve güzel yerler. bir an önce gelsin bahar...

8 Ağustos 2009 Cumartesi

DOĞU-BATI

DOĞU-BATI

güneş doğudan -sadece- yükselir,batı güneş enerjisinden yararlanır!

batıda aksiyon var, doğuda aksayan!

doğu tanrı'dan korkar, batı tanrı'yı sever!

doğuda yenilgi teori olur,batıda teori önceden kurulur!

doğuda mantı vardır, batıda mantık!

doğuda halk soyut şeyler için ölür,batıda halk somut şeyler için yaşar!

doğu "niçin" diye sorar, batı "nasıl" diye!

doğu devamsızlıktan doğudur biraz,batı devamlılıktan batıdır zaten!

doğu ders verir, batı burs alır!

doğu öbür dünya için çalışır,batı bu dünyadaki öbür dünya için!

batı bir bakış açısıdır, doğu nakış açısı!

doğu boyuna racon keser,batı hile ve şike yapar!

batı format üretir, doğu içerik!

hep doğuya gittikçe, batıya varılır!

doğu batının külüne muhtaçtır,batı doğunun çölüne!

doğu ile batı terazinin iki kesesi,olmaz ki birisi daha iyisi!

doğu aheste aheste, batı son nefeste!!!

-Metin Üstündağ-

Teşekkürler ozdaseroglu.blogspot.com,paylaşımın için

31 Temmuz 2009 Cuma

24 Temmuz 2009 Cuma

Süphan yolunda

Daha sırada ahlat, Adilcevaz,Çaldıran,Ağrı, Doğubeyazıt var ayrılmak için kendimi ikna etmeye çalışmak ayrı bir dert:) bir yanım burayı çok sevdi ve ayrılmak istemiyor. aslında duygusal bir yazı olmasını istemiyorum ama sanki hep burda yaşamışım gibi kısa bir zaman dilimi içersinde görmek ve sevmek hiç beklemediğim birşeydi. sadece gezeceğim güzergahta bir yer gibi bakmıştım oysa...

23 Temmuz 2009 Perşembe



nemrut hep böyle sesizmidir acaba?

yer yer insan nerde ve hangi zamanda olduğunu unuttur gibi oluyor. gözlerinin alabildiğince güzel ve insanı etkiliyen muhteşem temiz hava binlerce çiçek. belki daha güzel yerler görürüm belki daha'da beni etkileyecek manzaralar bulurum ama burası asla aklımdan çıkmayacak ve olabildiğince sesiz bir dünya

17 Temmuz 2009 Cuma

nemrut

nemrut krater gölü ile ilgili yaptığım planda karlı bir zirve bekliyordum enazından göller bölgeseinde birazcık'ta olsa fena olmazdı. yemyeşil bir nemrut görmek harika oldu. artık kar görmek için süphan'ı beklemek gerekiyor.

22 Haziran 2009 Pazartesi

mahir'le batmanda balık zirvesi

yalnızlığın efensisi gibiyim tatvanda:))

Öğleden sonra saat 3 gibi ayrılıyorum Hasankeyf'ten kısa bir yolculuk sonrası Batman'dayım yaklaşık 8 yıldır görmediğim güzel bir insan sıcak bir dost mahir'in yanına gidiyorum...eskilerden güzel anılardan dostlardan konuşurken zamanın hiç töleransı yok vakit çabuk geçiyor. Tekrar buluşmak ve eylülde kaçkar'a kuzey tırmanışı yapmak için sözleştikten sonra yola koyuluyorum.. sırası ile ZİYARET,BİTLİS ve TATVAN'dayım. yarın erkenden nemrut kırater gölüne çıkmak için erken uyumak istiyorum. birkaç resim işte
dost güzel insan mahir

HASANKEYF

Belki bir yada daha çok güzel cümle kurabilirim hasankeyf hakkında ama hiç bir anlamı olmayacak görmedikten sonra okuyan için... çünkü görmek gerekiyor ve birde şaşırmak.

20 Haziran 2009 Cumartesi

Sırada Hasankeyf

biraz mardin




Mardin


diyarbakır için çok sıcak demiştim ama mardin'e gördükten sonra diyarbakır yayla gibi kaldı. sanırım ukalalık edip mardin'i anlatmaya gerek yok hemen,hemen herhes öyle yada böyle bir şekilde bilgi sahibir bu kent hakkında sadece hakında bilgi sahibi olmak ayrı görmek ayrı mutlaka görün çok güzel yer güneye bakan kent yada insanlarının hep güney'e bakmayı sevdiği yer... diyarbakırda olduğu gibi burdada sokaklar çocuk dolu:)) ve hepsi rehber gibi ezberledikleri konuları yada bilgileri çok güzel tekrarlıyorlar:)) özellikle birisine tekrarlatım bir önceki anlatığında kullandığı yanlış kelimeyi tekrar anlatımda yineledi.

19 Haziran 2009 Cuma

Sıradaki durak MARDİN

diyarbakırda sokak aralarında dünyanın en güzelleri 2 küçük arkadaş

suriçinde ara sokaklarda güzel bir avlu kapısı

sanırım açık tütün veya benzer bir şeyler satıyordu

Dıyarbakır'dan notlar


Diyarbakırda kalıp kalmamak arasında gidip geliyorum... diyarbakır otogarında mardin için otobüs sorarken acaba bir gün kalsammı kim bilir bir daha gelirmiyim bu tarafa aklımda binbir yersiz endişe arasında "tamam" bir gün. bir günden ne kaybederim'ki hemen bir otel bulup yerleşiyorum ve sırt çantasını bıraktıktan sonra başlıyorum suriçini gezmeye. felaket bir sıcak var ortalıkta çok fazla gezen kimse yok benim dışımda sanırım benimde başıma güneş geçti:)) herkes gölgede çay içiyor yada camilerde uzanıp uyuyor slm verilen her yüz gülümsüyor... şimdilik ilk izlenimler böyle bu güzel durumu birkaç resimle paylaşmak istedim.

7 Haziran 2009 Pazar

Öylesine bir gün.

Ballıkayalarda sezonun kapanış tırmınaşı için cuma gününden kamplı gitmek için yapılan planlar iş yüzünden aksayınca sadece pazar için yeniden plan yapmak zorunda kaldım. kimse olmama ihtimaline karşı yanımda emniyetçi olarak kardeşimi götürmek zorunda kalıyorum birazda nazına katlanmak zorundayım yoksa tek başına tırmanış konusunda daha uzmanlaşmadım:)) nerdeyse günün yarısını vapur ve dolmuşta geçirdikten sonra ballıkayalar bangır bangır bir müzik sesi ile karşılıyor. vespa,harley ve bilimum motorbisiklet dünyası tarafından kiranlanmış yaz şenlikleri var... biraz tırmandıktan sonra süleyman sıkıldı yüzmeye gitti neyseksi tek değilim tırmanmaya gelen tanıdık birçok arkadaş görüyorum:)) deli gibi her rotaya tırmanmak isteğim kollarımdaki güç bitince ancak 8 rota çıkabiliyorum. hiç farkında olmadan saat 18:30 olmuş dönüş yolu ve biraz sonra evdeyim:)) artık eylülde ballıkayalara dönene kadar tırmanışla ilgili pek fazla yazı bulamayacaksınız. :)) bol bol doğu gezisi ile ilgili resim ve yazı......

22 Mayıs 2009 Cuma



Ballıkayalar

Uzun zamandır birşeyler yazmadım. güzel bir tembellik dönemi geçirdim diyebilirim:)) aslında tembellik konusu sadece yazma için geçerli diğer taraftan kaya tırmanışı, haftasonu gezileri vesaire dolu dolu bir zaman geçirdim diyebilirim... nerdeyse bütün haftasonlarımı ballıkayalar'da kaya tırmanışı için ayırdım. bir yandan yapacağım doğu anadolu ve doğukaradeniz gezisi planlarını tamamlamaya çalışıyordum. plana son anda demavend tırmanışı eklendi buda iran yolu gözüküyor demek:)) diğer taraftan pasaport gibi sorunlar için koşuşturmalar ve iranda tırmanış izninde problem çıkmaması için gerekli belge hazırlıkları:)) fırsat bulsam biraz ballıkayalar tırmanışları için detaylı yazı yazmayı düşünüyorum... kısa bir yazı oldu bari birkeç resim ekleyeyim.

20 Mart 2009 Cuma

Elevit yaylası

Ne kadar geç kalkmak istesemde bir türlü yapamıyorum sabahın saat 5'inde uyanıyorum.yani erken kalmak için bir sebebim yok. hani kalkmak istemesem kalkmayabilirim ama nedense burda başarlı olamıyorum. sanki saat kurulmuş gibi uyanıyorum. 5 dakika fazla uyumak için bazen işe geç gitmeyi bile göz aldığım anlar geliyor aklıma... Genelikle evde uynandıktan sonra gördüğüm yastıktan yamuk yumuk olmuş aynadaki yüzüm. her sabah :)) hayatım boyunca hiçbir zaman uyandığımda bu kadar güzel bir manzara karşılaşmamıştım. bu "karşılaşmamıştım" kelimesi çok şey ifade etmeyebilir belki ama inan burdaki manzarayı görmelisiniz yani bilmiyorum 1 veya 2 resimle ifade etmeye çalışacağım.hak vereceksiniz diye düşünüyorum:) garib bir durum var burdaki insanlar için çok sıradan ve hiç etkilenmiyorlar. neyse çok fazla anlatmayayım gelin ve görün derim...Beni bu kadar etkilemesinin nedenini gördükten sonra anlayacaksınız.

Yeni bir yolculuğa hazırlık

Bir hazırlıktır gidiyor... düşünüp duruyordum ne yapabilirim? nereye gidebilirim? diye ama ekonomik durumların beklenin aksine gelişmesi diğer bir deyişle krizin "teğet geçmemesi" :)) biraz tedbirli davranmama neden oldu. 2 aşamalı bir gezi planı yaptım. gezinin ilk bölümü yine tek başına biraz kafa dinlemek birazda tek başına gezmenin tadını tekrarlamak istiyorum. ilk bölüm biraz dağ ağırlıklı olacak gibi. planlarda nemrut, süphan, ve ağrı dağı var. hepsinde zirve yapma düşüncesi keyif veriyor. daha sonra artvin karagöl'de arkadaşlarla buluşma ve doğu karadeniz yaylalarında 15 gün en son kaçkarın zirvesine çıkma.... ufak tefek değişiklikler dışında çok fazla bir değişikliğe uğraması zor. Benzer planı olan yada gitmek isteyen arkadaşlar, daha önce gitmiş arkadaşlar gerekli yada bilgi sahibi olanlar bilgilerini paylaşırsa sevinirim...

11 Mart 2009 Çarşamba

28 Şubat 2009 Cumartesi

Elevit'te gece

Uzun süren bir yolculuktan sonra akşam oluyor ve bir türlü elevit yaylasına ulaşamadık. bir yandan karnımız acıkmış ve kaçkar'a tırmanmaktan yorulan bedenler bir an önce uyku istiyor. ama daha yol bitmedi. yavaş yavaş elevit yaylasının ışıkları görünmeye başladıktan sonra rahatlıyoruz:) bir an önce çadır'ı kurmaya başlıyoruz yer biraz eğimli ama olsun bu karanlıkta ancak bu kadar( eksik planlama )iki kişi yemek hazırlarken ben ve tolga köye doğru yürümeye başlıyoruz, yarın sabah yaylaya doğru yol almak için gereklı benzini bulmak için.

Harita'da olmayanlar

Sabah uyanmak, telaşsız
Kahvaltı etmek, hiç acele etmeden
Giyinmek, ne giydiğinin bir önemi olmadan
Sırt çantasını hazırlamak, en dağınık şekilde
Yürümek, ayaklarını sürüye sürüye sonsuzluğa
Şarkı söylemek, bağıra bağıra kimse duymadan
Kağızman'a gitmek, herhangi bir saat'e ulaşacağını bilmek kadar kaygısız
Nereye? sorusuna, canımın istediği yere diyebilme rahatlığı
Nelefonun çekmemesi, kimin umrunda
Benmi:), yeni tanıştığım 2 güzel insanla elevit, polvit, sistani yolunda

15 Şubat 2009 Pazar

12 Şubat 2009 Perşembe

Yol bu, ne çıkacağı belli olmaz

Bu kadar yol geldim belki daha bu kadar yolum daha var. geldiğim yolun herşeyini sevdim yani umarsızca yürüyüşler, umutsuzca otostop beklemeleri, ani bir yağmurla sırılsıklam ıslanmalar,derme çatma bir yol üstü lokantasında yemek yemek:)),kaçkar dağında yaklaşık 3200 metrede hayatta tanışabileceğin en iyi iki insanla tanışmak ve yola beraber devam etme kararı vermek, ağrı dağına karşı oturmak, ığdır ovasında altın sarısı buğday tarlalarından geçmek,garip bir güzellik sarhoşluğu ile kars'ı izlemek ve "seneye tekrar buluşmak dileği ile" demek. Tek bir ağacın dahi olmadığı bir köye bakarken tabela'sında "GÜZELBAHÇE" yazısı görünce yüzümde oluşan tebesüm:))yada Dogubeyazıt'ta giderken her 10 km'de bir kimlik kontrolünden geçmek. ve bir anda yılmaz erdoğan'nın bir şiirinde "bir ülkeden bir iç ülkeye geçme" cümlesi geliyor aklıma... Şavşat minibüs'ünün camından bakarken bir anda dünyanın en güzel yüzünden en sıcak bakışını almak... belki birgün bu yolculuğa beraber çıkarım diye hayal kurulan ama hiçbir zaman bu hayali bilmeyecek belki bir daha görme şansı da olmayacak bir sevgiliyi getiriyor aklına. neyse bu yazı çok fazla melankoli bir durumda yazılıyor daha fazla saçmalamadan bitirsem iyi olacak:))

6 Şubat 2009 Cuma

Budur galiba......

Bu resmi blog'un karadeniz gezisinin son resmi olarak kullanacaktım ama baktım daha güzel resimler var vazgeçtimm.

Büyük deniz gölü

Büyük bir hızla yol almamıza rağmen bir türlü gölleri göremiyoruz. "acaba kurudumu?" sorusu geliyor aklıma aştığımız her tepeden sonra göl bulma beklentisi tepeyı aştıktan sonra moral bozukluğuna sebep oluyor. Abi bu ne yaaaa bu kadar yol yürü 7 tane gölden bir tanesini bile görememek:)) hayır!! benim acelem yok bir an önce görmek için, nasıl olsa zamanım var ama yanımda gelen arkadaş bir panik havasında yürüyor:)) neyse 1 yada 2 tepe aştıktan sonra karşımıza ilk göl çıkıyor çocuklar gibiyiz. burayı gördükten sonra geri dönmek isteği bittiyor ve hep kalmak istiyor.

3 Şubat 2009 Salı

yedigöller

Biraz gecikmelide olsa saat 8:30 gibi yukarı kavron yaylasındayım.Fazla zaman kaybetmeden kaçkar dağı ile ilgili biraz bilgi topladıktan sonra sırt çantamı dağ evine bırakıp sonra yedi gÖller diye bilinen bölgeye doğru yol alıyorum. Beraber yolculuk edecek bir arkadaş bulduktan sonra başlıyor güzel ve keyifli bir muhabbet:)) öyle hızlı bir şekilde yol alıyoruz ki yolda yaklaşık 3veya 4 dağcı ekibini geride bırakıyoruz:))

29 Ocak 2009 Perşembe


Kaçkarlarda yaklaşık 3400 rakımda görülen bir çiçek türü

Ayder'de

Aşağı kavron yaylasını geçtikten hemen sonra sis bastırıyor bir anda göz gözü görmez oluyor. Biraz daha yürüdükten sonra fazla ilerlemenin iyi olmayacağını ve geri gönmemiz gerektiğine karar verip geri dönüyoruz.Güneş battığından ortalık biraz serinledi ve otel'e dönüyorum üstüme biraz kalın birşeyler alınca tekrar dışarı çıkıyorum.Kendimi internet kafeye atıyorum resimleri flash disk'e aktardıktan sonra uzun zamandır facebook'a girmemiştim şöyle bir göz atmak lazım:)) birazda arkadaşlara hava atayım bir kaç resimle:)) cafede'ki çay gerçek karadeniz çay'ı olunca yaklaşık 4 veya 5 bardak içtikten sonra kafenin sahibi yusuf'a "bütün çayı bana satacaksın" dememle bana çay vermeyi kesti sonra anladımki karşımdaki bir karadenizli ve bu tarz şakalar pek sevimli olmuyor burda:))adam kaldığım 2 gün boyunca bir daha çay vermedi:))neyse sonra tekrar barış sağlanıyor ama bir şartla çay'ı kendisi vermeyecek kuzeni verecek.

27 Ocak 2009 Salı

yukarı kavron yaylası

Araçla biraz yol aldıktan sonra daha fazla ileri gidemeyeceğimizi anlıyoruz. yol yağan yağmurlar yüzünden aşınmış kocaman kayalarla dolu ve sadece arazı araçları çıkabiliyor. bindiğim araç transporter olunca :)) aracı bir kenara park ettikten sonra yukarı kavron yaylasına doğru yürümeye başlıyoruz

26 Ocak 2009 Pazartesi