29 Ocak 2009 Perşembe


Kaçkarlarda yaklaşık 3400 rakımda görülen bir çiçek türü

Ayder'de

Aşağı kavron yaylasını geçtikten hemen sonra sis bastırıyor bir anda göz gözü görmez oluyor. Biraz daha yürüdükten sonra fazla ilerlemenin iyi olmayacağını ve geri gönmemiz gerektiğine karar verip geri dönüyoruz.Güneş battığından ortalık biraz serinledi ve otel'e dönüyorum üstüme biraz kalın birşeyler alınca tekrar dışarı çıkıyorum.Kendimi internet kafeye atıyorum resimleri flash disk'e aktardıktan sonra uzun zamandır facebook'a girmemiştim şöyle bir göz atmak lazım:)) birazda arkadaşlara hava atayım bir kaç resimle:)) cafede'ki çay gerçek karadeniz çay'ı olunca yaklaşık 4 veya 5 bardak içtikten sonra kafenin sahibi yusuf'a "bütün çayı bana satacaksın" dememle bana çay vermeyi kesti sonra anladımki karşımdaki bir karadenizli ve bu tarz şakalar pek sevimli olmuyor burda:))adam kaldığım 2 gün boyunca bir daha çay vermedi:))neyse sonra tekrar barış sağlanıyor ama bir şartla çay'ı kendisi vermeyecek kuzeni verecek.

27 Ocak 2009 Salı

yukarı kavron yaylası

Araçla biraz yol aldıktan sonra daha fazla ileri gidemeyeceğimizi anlıyoruz. yol yağan yağmurlar yüzünden aşınmış kocaman kayalarla dolu ve sadece arazı araçları çıkabiliyor. bindiğim araç transporter olunca :)) aracı bir kenara park ettikten sonra yukarı kavron yaylasına doğru yürümeye başlıyoruz

26 Ocak 2009 Pazartesi

Ayder

Saat öğleden sonra 2 gibi ayder'deyim,hiçbir söz anlatamaz burdaki güzelliği yani etrafta bu kadar çirkin yapı varken bile bozamamış bu güzelliği. Dağın zirvesinden aşağıya doğru ip gibi akan 2 tane şelale görmek şaşıtıyor beni:)) belki yüzlerce tur otobüsü gelmiş hertaraf sanki bayram yeri gibi. araç park edecek yer kalmamış nerdeyse... Daha şimdiden beni benden aldı burası:)) Ayder muhtarı bu yazıyı okusa kesinlikle fahri hemşeri yapar:))neyse bu başka günün konusu şimdi akşam kalacak yer bulmam lazım. yine ucuz pansiyon veya otel araştırması başlıyor. kısa bir araştırmadan sonra hertarafın dolu olduğunu öğreniyorum. kalcaka yer konusunda tek şansım geçmişte bölgede çok güzel olan ama şimdi biraz korku filmlerindeki şatoları andırsada saray otel'de yer buluyorum. geceliği 20 ytl odada banyo veya wc yok neyse yer bulduk ya:))

sırt çantamı odaya yerleştirdikten hemen sonra dışarı çıkıyorum. yavaş yavaş aşağı kavron yaylasına doğru yürümeye başlıyorum biraz yürüdükten hemen sonra yanım bir minibüs yaklaşıyor "kaçkar'a nasıl çıkabiliriz" :)) benimle çıkabilirsiniz dedikten sonra biniyorum arabaya şanslı bir gün.

25 Ocak 2009 Pazar

Ayder'e giriş 8 ytl :)) yanınızda para bulundurun. araçlar için:))

Ardeşen'den Çamlıhemşin'e 4 araç ile ancak gelebiliyorum. Çamlıhemşin bölgede gördüğüm ilçeler içinde belkide en güzeli küçük ve şirin bir yer. uzun zamandır yoldayım yine acıktım. karnımı doyurduktan sonra Çamlıhemşin çıkışına doğru adımlıyorum. genelikle merkezlerde fazla araç bulma şansım olmuyor :)) Çamlıhemşin'nin ayder çıkışında ayderden gelen başka bir derenin fırtına deresi ile birleşmesi kulaklarda garip yankı yapıyor. Ayder' çıkmak için can atıyorum ama yol o kadar güzelki insan arabaya binmek istemiyor yürümek en keyiflisi galiba... bir süre sonra yorgun düşünce vazgeçiyorum bu yürüme sevdasından biniyorum yayla'ya çıkan bir araca ve kısa bir yolculuktan sonra AYDER

21 Ocak 2009 Çarşamba

Ardeşen - Fırtına

Karadeniz sakin ve inanılmaz bir şekilde durgun'du hırçınlığından eser yoktu. oturup izleyince Akdenizden bir farkı yokmuş gibiydi ama kışın görmek gerekir. neyse yol şimdi Ardeşen üzerinden Çamlıhemşin ve Ayder diyor bende pek sakınim hiç acelem kalmadı ve bir an önce gitme isteği gitmiş. Ruh halim tıpkı Karadeniz gibi durgun ve sakin:)) karadenizi böyle sakin görmek benide etkiledi galiba. bir anda karşımda duran taksi yolunun Trabzona kadar süreceğini söyledi ve eğer istersem beni götürebileceğini söyledi. Hopa'dan Ardeşen'e kadar kim taksi ile bedava yolculuk etmek istemezki:)) ama Ardeşende taksiden indikten sonra çenemin yorgunluktan hareketsiz kaldığını gördüm:)) taksici arkadaş ne sustu nede susturdu bu ne çene kardeşim insan 2 dakka ara vermezmi.konuşmanın aralarında birde "haksızmıyım bilader" deyişi hala kulaklarımda... Taksiden indikten sonra yaklaşık olarak 2 saat kadar yürüyorum Fırtına deresinin karadenize döküldüğü yerden çamlıhemşine doğru.Deli gibi akan bir fırtına :)) uzun zamandır bu kadar coşkulu akan bir nehir görmemiştim. hadi araçlar nerdesiniz hiçmi geçmez burdan araç yürümekten sıkıldım:))

20 Ocak 2009 Salı

Paylaşmak için

herkes kırılamaz
ipince bir dal olmak gerekir
kırılmak için

ama dünya kütüklerin...

ağlayamaz herkes
ağlayabilecek kadar büyümek gerekir

dünya ise küçüklerin...

sevemez herkes
bir orman olmak gerekir sevmek için

bak ki dünya çöllerin...

ve vakur bir damla olmak dalga için

katılmak okyanusa aşk için, isyan için...


YILMAZ ODABAŞI

19 Ocak 2009 Pazartesi

Hopa

KAZIM KOYUNCU'nun memleketi HOPA'dan geçmek güzeldi...

18 Ocak 2009 Pazar

Baraj - Borçka - Hopa

Digital Fotoğraf makinesinin hafıza kartını otelin karşısındaki internet kafe'de unutmak dışında bir eksik yok. Borçka'ya doğru hareket zamanı geldi. ilk önce internet kafeye uğramam lazım yoksa uzun bir süre hiç resim çekme şansım kalmayacak... Antalyada yaşayanlar bilir başka bir yere giderken yada ayrılırken eski yoldan varyantlı yol var kepezüstünde antalya'yı kuş bakışı izleyebileceğiniz çok güzel bir yer. işte bu yerden otobüsle geçerken Antalya'ya son bir bakış yaparsınız ve insanı garip bir hüzün kaplar...(ki antalaya'yı seviyorsanız) Bu duyguyu Artvin aynı şekilde yaşıyorsunuz.
İçimden "söz artvin seneye tekrar gelirim" der gibi ayrılıyorum. Bölgede armut mevsimi galiba hertaraf armut dolu yol kenarları armut bahçeleri yada orman içlerinde armut ağaçları ile dolu. Sırt çantasının boş ceplerine dolduruyorum neticede obur bir insanım:)) yaklaşık 2 saat sonra borçka'dayım. 2 saat sizi şaşırtmasın artvin'le arası bu kadar uzun değil fakat her tarafta borçka barajı inşaatı var yollar iş makinaları tarafından kapalı beklemek zorunda kaldım.yoksa yol yarım saat. güzel bir çay bahçesinde çay içtikten sonra yavaş yavaş hopa yoluna doğru adımlıyorum. borçka dağlar arasında küçük ama şirin bir yer ve fazla gezilecek bir yer yok. umarım hopa büyüktür ve gezilecek fazla yer vardır...

15 Ocak 2009 Perşembe

Minas tirith'ten (Artvin'den)

Yerleşme işlemlerini bitirdikten ve güzel sıcak su ile paklandıktan hemen sonra dışarı çıkıyorum otel'den. Yağmur kesilmiş sanki hiç yağmamış gibi ortalıkta tek damla su yok. malumunuz kıyafetler yabancı veya dışardan geldiğinizi hemen belli ediyor bundan olsa karşılaşılan her insan bir tebesümle bakıyor. Aslında ortalık yabancı turistlerle dolu çoğu Amerikan Kovboyları gibi giyinmiş İsrail'li turistler. Ten renginden dolayı aralarında nijerya'lı Obafemi martins gibiyim :)) Farkındayım biraz geyik havasında yazıyorum ama güzel bir yerde olunca keyiften aklıma gelen bütün saçmalamaları paylaşıyorum.

Biraz gezdikten sonra yemek yiyip otele geri dönüyorum. Telaşsız ve sakin bir şekilde otel merdivenlerinde çıkıyorum o an farkediyorum bu gece kalacağım otel tamamen gürcistan ve kafkas ülkelerinden gelen hayat kadınları ile dolu. ortalık semt pazarları gibi kalabalık adım atacak yer yok. Birilerinin çalışması gerekiyor çocuklarına yada ailelerine bakabilmek için. İnsan gözü ile bakarsanız.Neyse can sıkıcı bir konu... bir şekilde odama giriyorum erken uyumak gerekiyor çünkü burda hep sabah 5'te uyanıyorum. yarın yolum uzun borçka bekliyor. Bazen çok yürümek zorunda kalınca yorgun düşüyor insan ne kadar erken uyursam o kadar iyi.Uyumaya çalışıyorum. ama nafile çok ses var artı arasıra kapıyı çalıyorlar. baktım olacak gibi değil mp3 player kulağıma takıyorum."Gökhan Birben - Haba" bakalım uyuyabilecekmiyim... sabah görüşmek dileği ile :))

14 Ocak 2009 Çarşamba

Artvin'deyim


Yılan gibi kıvrılan bir yoldan çoruh vadisine indikten hemen sonra bu sefer daha dik daha yokuş daha'da yılan kıvrımlı bir yoldan çıkıyorum Artvin'e aslında çıkılan yol kenar mahallelerden geçiyor. çıkılmaz denilen bir dağın zirvesine yakın bir yere kurulmuş bir Artvin görmek insanda yeşillikler içinde bir "Minas tirith"'e giriyor hissi veriyor:)) kafkasör şenlikleri çoktan bitmiş sakin bir Artvin görmek çok güzel. Bir taraftan'da girişteki olumsuzlukları unutturuyor bana.

Yağmur başlıyor öyle böyle bir yağmur değil bu bütün yağmur çeşitleri söz birliği etmişçesine aynı anda Artvin'e yağıyor. ( gram abartı yok )sırılsıklam bir şekilde otel yada pansiyon arıyorum. ama fiyatlar çok yüksek ve zengin değilim artı garanti bankası yok burda. para çekmek ayrı bir sorun. hemen istanbul'a telefon bahadır para :))bahadır'ın desteği ile iş bankası kapılarını bana açıyor geceliği 15 tl'den otel bulmak çok makbule geçiyor anlatamam... oooo sıcak suda var :))ben bu şehri çok sevdim zaten hep sevmiştim fazla söze gerek yok

13 Ocak 2009 Salı

Bisikletle dünya turu "herşeyi geride bırakma"

Onlar 4 kıtada, 57 ülkede dolaştı ve hala Kasım 2008’den beri Asya’da bir bisiklet seyahati düzenlemekteler.Pat(62) ve Catherine Patterson(48) 2002 yılında barışı amaçlayan dünya turlarına başladılar.Bu çift emlak şirketini ve arabalarını sattı, yeni bir ev aldı ve evi kiralamak için bekletip evdeki eşyaları çoçuklarına bıraktılar.Onlar seyahat için hazırlandı “herşeyi geride bırakarak”

1985’te geri dönüş zamanıydı Amerika’ya. Pat’in çine kısa seyahati süresince,Pat hayati boyunca tadamadiği özgürlük hissini gerçekleştirmişti.Pat bisikletle dünya turu yapmanın deliliğini gerçeğe dönüştürdü..Birkaç yıl sonra Pat Catherine ile evlendi ve Pat ile Pat’in bisikletli cin seyahatinden kalan fotoğrafları derlerken ,Catherine, Pat ile birlikte bir seyahate çıkmayı teklif etti.

Patterson cifti seyahatlerine 2002’de başladı ve California’dan başlayarak birleşik devletleri geçip Grönland’a ulaştılar ve oradan Avrupa ve Rusya’yı geçerek Afrika’ya ulaşmak amacındalar daha sonra güney Şili’den geçerek son durakları olan California’ya geri dönecekler.bu çift belki sonunda bu amaçlarını gerçekleştirebilir .Dünya’nin ağırlığı onların omuzları üzerinde kalkıyor...



Az sonra Artvin...




Yılan gibi kıvrılan bir yoldan çoruh vadisine iniyorum bir yerden sonra insanın başı dönüyor ve Artvin görünürde yok. inilen yoldan behsetmeye gerek yok doğayla bütünlüğünü tamamen kaybetmiş bir yol bu!! hertarafta iş makinaları koca koca dağları çoruh vadisine doru sürüklüyorlar. bu telaş neden, bu yağma ve katliam neden? etraf sanki bir inşaat şantiyesi gibi. herşey 6 tane baraj için...

8 Ocak 2009 Perşembe

Kars kışın güzelmiş...

Yazılarda farketmişsinizdir sürekli, Kars öyle veya böyle bir şekilde geçtiğini ama hakkında tek kelime edilmemesini. Farketmediyseniz bile ben bir an durumu farkettim ve enazından neden geçmediğini yazayım. En güzel, Kars'ı görme mevsimi kış ayları olması ayrı bir sıkıntı kars'ı görenler için bir takıntımı olmuş nedir bilmiyorum önerdikleri tek şey kışın gitme tavsiyesi bu kadar güzel bir kenti pas geçip gitmek yolculuk sonunda en çok pişman olduğum uğramadıklarımdan oldu. Ama gelecek yıl bu yolculuğu tekrarlama planları yaptığımızdan olsa fazla üzülmüyorum. Kışın görme şansım olmayacak belki ama eminim yazında güzeldir ve kış güzelliğini aratmayacaktır.

7 Ocak 2009 Çarşamba



Artvin


Geziye başlarken yapılan planda ayder'e kaçkar dağlarına çıkma fikri ile yola çıktım fakat gizli bir hedef daha vardı, Artvin. arkadaşlarım sevdiklerim yaşça benden büyük olan insanlar bana öyle bir artvin anlatmışlardıki inançlı bir müslüman için mekke ne ise benim için artvin aynı kutsalığı taşıyordu yada o zamanki çocuk aklı ile bir şekilde gözümde bu kadar yüceltmiştim ve her adımda her bakışta dahada yaklaşıyordum. daha önce aynı şekilde olmasada yinede gözümde büyütüğüm ve hep görmeyi istediğim yerler vardı. bana aynı şekilde anlatılan yerler olmuştu ve gördüğümde bir çeşit hayal kırıklığı yaşamıştım. birazda artvinde diğer yerler gibi beni hayal kırıklığına uğratacak korkusu vardı.

5 Ocak 2009 Pazartesi

Yer karadeniz değil istanbul'da hemşin günü.

video

Bir tavsiye


Tam olarak nasıl anlatılır, tarif edilir bilmiyorum ama yinede kendimce birşeyler katarak yeri ve zamanı tarif ediyorum. digor tarafından kars'a giden yol kars merkeze giden yola girmeden hemen önce havaalanı yolu güneybatı yönüne doğru yaklaşık diz boyunda olan yemyeşil otlar var.(windows masaüstü resimlerindeki gibi) rüzgarın ani yön değiştirmesiyle muhteşem bir görüntü çıkar ortaya tıpkı dans eder gibi ve otların birbirine sürtünmesi ile ortaya güzel bir hışıltı çıkıyor. oturup yaklaşık yarım saat izledim ve her anı aklımda. tabii bu yazıyı okuyupta hele birde kars'a yolunuz düşerse deneyin görün derim.. tarih konusunda 15 temmuz 15 ağustos arası gibi. not: bu bölgede otların sarardığını daha gören olmamış...

karadeniz ve tulum

http://rs87.rapidshare.com/files/126653020/Gokhan_Birben_-_Hey_Gidi_Karadeniz.rar

yol tek başına daha güzel olur dedik :)) müzik konusunda sağlam bir arşivle yola çıktım. bahadır'dan aldığım 8 gb'lık mp3 player sadık bir yol arkadaşlığı yaptı. tek eksiği dogukaradeniz'e özgü fazla müzik almamam. allah'tan Gökhan birben vardı. Ayder'de erdal erzincan yada sagopa kajmer dinlemek pek bir anlam ifade etmiyor:)) Yol boyunca bolbol tulum sesi duyarsınız. küçüklüğümden beri dinlediğim için hep sevmişimdir tulum'u ve ne zaman duysam büyük keyifle dinledim.

2 Ocak 2009 Cuma

Alakasız bir yazı


Bir gezi planlarken yada yolculuğa çıkarken temel fikir güzel bir gezi & yolculuk. fakat yolculuk başladığında planların değiştiğini farkedersiniz . yolculuğunuzun temel bir planı vardır aklınızda ne zaman nerde kalacağınıza nerelerde yemek yiyebileceğinizi ( bazen açlık duygusu hiç hissetmesiniz ama yer karadeniz olunca bol oksijen ve sürekli birşeyler yeme isteği ) nereleri gezebileceğinizi küçükte olsa planlarsınız. neyse kısa keseyim. farkına çok sonra varacağınız bir değişim başlamıştır aslında... slm verilen her insan sizde birşeyler bırakır, gördüğünüz yerler birşeyler düşünmeye zorlar. ilk çekilen resimlerde sürekli bir şebeklik havası, manzara resimleri geniş açı gibi devam eder.. fakat bir süre sonra detaylar... resmini çektiğin ot, çiçek, böcek, tarla, dağ, orman ve derken bir anda bu resmini çektiğin yolun hikayesini merak etmeye başlıyorsun. biraz abartsamda enazından nereye gittiğini merak ediyorsun... ayrıca şu yemek konusunda birşey'lar yazıcam ve obur bir insan olmadığımı fark edeceksiniz:)) şu yemek konusu ciddi birşeyler yazmaya engel be kardeşim.. bak yine acıktım:)) muhlama